Ortaçağ Avrupa tarihi ve kültürüne dair araştırmalar / Prof. Dr. Abdulhalik Bakır, Dr. Ebru Emine Oğuz ; yayımlayan Nezih Başgelen.
Yer Numarası
A.X/2170
ISBN
9786053966494
Dil Kodu
Türkçe, İngilizce
Kütüphane
Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi
Yazar
Eser Adının Farklı Biçimi
Orta Çağ Avrupa tarihi ve kültürüne dair araştırmalar
Yayın Bilgisi
İstanbul : Arkeoloji ve Sanat, ©2024.
Fiziksel Niteleme
320 sayfa : resim, portre, harita, şema, tıpkıbasım, tablo ; 21 cm
Bibliyografi, vb. Notu
Bibliyografya makale sonlarındadır.
İçindekiler Notu
Geç Ortaçağ Avrupası’nın meşhur ve gizemli şehri Paris / Prof. Dr. Abdulhalik Bakır, Prof. Dr. Pınar Ülgen -- Orta Çağ Akdeniz’inde bir İslam başkenti : Palermo / Abdulhalik Bakır, Seyhun Şahin -- Slavların kökeni ve Polonya’nın kuruluşunda büyük rol üstlenen I. Mieszko Dönemi / Abdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz -- The Polish-Lithuanian Union and Jadwiga the Queen / Prof. Dr. Abdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz -- Polonya’nın tarihi coğrafyası / Abdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz -- Roma hukuku perspektifinden XV. yüzyıl Polonya’sında boşanma / Dr. Ebru Emine Oğuz -- Orta Çağ Polonya’sında tekstil ve Yahudiler / Dr. Ebru Emine Oğuz.
Özet, vb.
“Roma İmparatorluğu'nun şaşaalı olgunluk döneminden sonra Hıristiyanlığı kabul eden İstanbul merkezli Bizans ve Roma merkezli Hıristiyan Latin devleti şeklinde ikiye bölünmesinden sonra Avrupa’da bir durgunluk ve gerileme dönemi başladı. Bu durgunluk sadece siyasî alanı değil, insan ve toplum hayatının ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerini de kapsamaktaydı. Zira bu dönemde ve onu takip eden yüzyıllarda toplum hayatının bütün alanları, dinsel hayatı temsil eden kilisenin yetki ve salahiyetine bırakılmıştı. Kısacası Avrupa kıtasında eğitim ve öğretim işleri de dâhil bütün toplumsal faaliyetler kilise tahakkümü altında icra ediliyordu. Bütün bu gelişmeler, ister istemez Avrupalıları dünyadan kopmuş bir durumda kapalı bir dönemi yaşamaya maruz bırakmıştı. Bunun bir sonucu olarak da Erken Ortaçağların hemen hemen bütün yüzyılları bu durgunluktan nasibini almış ve bu kıtada yaşayan insanlar bitmez tükenmez dinsel, sosyal, ekonomik ve kültürel sıkıntı ve acılara katlanmak zorunda kalmışlardı. Ancak geç Ortaçağlara gelindiğinde, Avrupa kıtasında, anılan çağda dünyada meydana gelen siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel değişim ve dönüşümlerin neticesinde bir kıpırdanma ve durgunluktan kurtulma çabaları görülmeye başladı. Bu değişimin meydana gelmesinde elbette ki Avrupa’daki iç dinamizmin yanında, Abbasî devletinin altın devrinde gerçekleşen ve bu devletin bir nevi vasalları durumunda olan doğuda Sâmânî, Karahanlı, Gazneli, merkezde Fatımî, Eyyûbî, Selçuklu, Memlûklü ve batıda Kurtuba merkezli Endülüs ve Sicilya adasındaki Müslüman devletlerin rolü büyüktür. Zira Erken Ortaçağ İslam dünyasında başta bilim ve teknoloji alanları olmak üzere bütün alanlarda meydana gelen birikim ve gelişmeler, Müslüman İspanya, Sicilya adası ve Roma merkezli Hıristiyan Papalık tarafından başlatılan Haçlı seferleri yoluyla Avrupa kıtasına intikal etmiştir. Aslında biz bu durumu, doğu ve batı dünyası arasında ta eskiçağlardan beri devam eden bir medeniyet alışverişinin yansıması olarak değerlendirmekteyiz. Yukarıdaki tespitlere dayanarak geç Ortaçağların, Avrupa tarihi ve uygarlığı açısından uzun ve çalkantılı bir dönemin kapanıp yeni bir gelişme veya toparlanma döneminin başlangıcı olarak tanımlayabiliriz. Elbette ki bu toparlanma dönemi kolayca gerçekleşmedi; zira geç Ortaçağlarda doğuda ve batıda önemli sonuçları olan siyasî, sosyal, dinsel, ekonomik ve kültürel birçok gelişme meydana gelmiştir. Bu dönemde Ortaçağ toplumlarını derinden sarsan üç büyük olay meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi on birinci yüzyılın sonlarında başlayan ve İslam dünyasının istikrarını bozan Haçlı Seferleridir. İkincisi on üçüncü yüzyılın ilk yarısında doğudan batıya doğru ilerleyen ve birçok ülke ve bölgede büyük yıkıma sebep olan Moğol saldırılarıdır. Üçüncüsü de on dördüncü yüzyılın ilk yarısında (1334 yılında) baş gösteren ve Avrupa kıtası da dâhil bütün dünyayı kasıp kavuran veba salgınlarıdır. Ancak bütün bu badirelere rağmen Avrupa kıtasındaki devletler ve onları meydana getiren toplumlar, İslam dünyasındaki devletler ve toplumlar gibi bütün alanlarda gelişimlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu meyanda hazırlamış olduğumuz “Ortaçağ Avrupa Tarihine ve Kültürüne Dair Araştırmalar” adlı eserde yer alan çalışmalar da aşağı yukarı anılan yüzyıllardaki gelişmeleri ele almaktadır. Nitekim daha ilerideki dönemlerde (M. 1700’den sonra) bu defa İslam dünyası böyle bir gelişmeyi batıdan almaya başlayacaktır. Yazarların ve Arkeoloji ve Sanat Yayınevi’nin, eserin zevkle okunması temennileriyle…” -- Arka kapak.
Dil Notu
Eser Türkçe ve İngilizce makalelerden oluşmaktadır.
Emeği Geçenler
Oğuz, Ebru Emine, 1972- ortak yazar.
Başgelen, Nezih, yayımlayan.
Başgelen, Nezih, yayımlayan.
Eseri Alıntıla
Referansları kullanmadan önce gözden geçirmeniz ve varsa gerekli düzeltmeleri yapmanız önerilir.
Dijital Kaynak
MARC Görünümü
LEADER 05785naaaa2200337aa54500
001 838240
003 TR_AnAIT
005 20260617100952
006 aocbde |||| 000 0d
007 ta
008 260616s2024 tu ocbde |||| 000 0dmul c
020 |a9786053966494
040 |aTTK
041 |atur|aeng
049 |aTürk Tarih Kurumu Kütüphanesi
090 |aA.X/2170
100 1 |aBakır, Abdulhalik,|d1956-
245 10|aOrtaçağ Avrupa tarihi ve kültürüne dair araştırmalar /|cProf. Dr. Abdulhalik Bakır, Dr. Ebru Emine Oğuz ; yayımlayan Nezih Başgelen.
246 2 |aOrta Çağ Avrupa tarihi ve kültürüne dair araştırmalar
260 |aİstanbul :|bArkeoloji ve Sanat,|c©2024.
300 |a320 sayfa :|bresim, portre, harita, şema, tıpkıbasım, tablo ;|c21 cm
504 |aBibliyografya makale sonlarındadır.
505 |tGeç Ortaçağ Avrupası’nın meşhur ve gizemli şehri Paris /|rProf. Dr. Abdulhalik Bakır, Prof. Dr. Pınar Ülgen --|tOrta Çağ Akdeniz’inde bir İslam başkenti : Palermo /|rAbdulhalik Bakır, Seyhun Şahin --|tSlavların kökeni ve Polonya’nın kuruluşunda büyük rol üstlenen I. Mieszko Dönemi /|rAbdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz --|tThe Polish-Lithuanian Union and Jadwiga the Queen /|rProf. Dr. Abdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz --|tPolonya’nın tarihi coğrafyası /|rAbdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz --|tRoma hukuku perspektifinden XV. yüzyıl Polonya’sında boşanma /|rDr. Ebru Emine Oğuz --|tOrta Çağ Polonya’sında tekstil ve Yahudiler /|rDr. Ebru Emine Oğuz.
520 |a“Roma İmparatorluğu'nun şaşaalı olgunluk döneminden sonra Hıristiyanlığı kabul eden İstanbul merkezli Bizans ve Roma merkezli Hıristiyan Latin devleti şeklinde ikiye bölünmesinden sonra Avrupa’da bir durgunluk ve gerileme dönemi başladı. Bu durgunluk sadece siyasî alanı değil, insan ve toplum hayatının ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerini de kapsamaktaydı. Zira bu dönemde ve onu takip eden yüzyıllarda toplum hayatının bütün alanları, dinsel hayatı temsil eden kilisenin yetki ve salahiyetine bırakılmıştı. Kısacası Avrupa kıtasında eğitim ve öğretim işleri de dâhil bütün toplumsal faaliyetler kilise tahakkümü altında icra ediliyordu. Bütün bu gelişmeler, ister istemez Avrupalıları dünyadan kopmuş bir durumda kapalı bir dönemi yaşamaya maruz bırakmıştı. Bunun bir sonucu olarak da Erken Ortaçağların hemen hemen bütün yüzyılları bu durgunluktan nasibini almış ve bu kıtada yaşayan insanlar bitmez tükenmez dinsel, sosyal, ekonomik ve kültürel sıkıntı ve acılara katlanmak zorunda kalmışlardı. Ancak geç Ortaçağlara gelindiğinde, Avrupa kıtasında, anılan çağda dünyada meydana gelen siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel değişim ve dönüşümlerin neticesinde bir kıpırdanma ve durgunluktan kurtulma çabaları görülmeye başladı. Bu değişimin meydana gelmesinde elbette ki Avrupa’daki iç dinamizmin yanında, Abbasî devletinin altın devrinde gerçekleşen ve bu devletin bir nevi vasalları durumunda olan doğuda Sâmânî, Karahanlı, Gazneli, merkezde Fatımî, Eyyûbî, Selçuklu, Memlûklü ve batıda Kurtuba merkezli Endülüs ve Sicilya adasındaki Müslüman devletlerin rolü büyüktür. Zira Erken Ortaçağ İslam dünyasında başta bilim ve teknoloji alanları olmak üzere bütün alanlarda meydana gelen birikim ve gelişmeler, Müslüman İspanya, Sicilya adası ve Roma merkezli Hıristiyan Papalık tarafından başlatılan Haçlı seferleri yoluyla Avrupa kıtasına intikal etmiştir. Aslında biz bu durumu, doğu ve batı dünyası arasında ta eskiçağlardan beri devam eden bir medeniyet alışverişinin yansıması olarak değerlendirmekteyiz. Yukarıdaki tespitlere dayanarak geç Ortaçağların, Avrupa tarihi ve uygarlığı açısından uzun ve çalkantılı bir dönemin kapanıp yeni bir gelişme veya toparlanma döneminin başlangıcı olarak tanımlayabiliriz. Elbette ki bu toparlanma dönemi kolayca gerçekleşmedi; zira geç Ortaçağlarda doğuda ve batıda önemli sonuçları olan siyasî, sosyal, dinsel, ekonomik ve kültürel birçok gelişme meydana gelmiştir. Bu dönemde Ortaçağ toplumlarını derinden sarsan üç büyük olay meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi on birinci yüzyılın sonlarında başlayan ve İslam dünyasının istikrarını bozan Haçlı Seferleridir. İkincisi on üçüncü yüzyılın ilk yarısında doğudan batıya doğru ilerleyen ve birçok ülke ve bölgede büyük yıkıma sebep olan Moğol saldırılarıdır. Üçüncüsü de on dördüncü yüzyılın ilk yarısında (1334 yılında) baş gösteren ve Avrupa kıtası da dâhil bütün dünyayı kasıp kavuran veba salgınlarıdır. Ancak bütün bu badirelere rağmen Avrupa kıtasındaki devletler ve onları meydana getiren toplumlar, İslam dünyasındaki devletler ve toplumlar gibi bütün alanlarda gelişimlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu meyanda hazırlamış olduğumuz “Ortaçağ Avrupa Tarihine ve Kültürüne Dair Araştırmalar” adlı eserde yer alan çalışmalar da aşağı yukarı anılan yüzyıllardaki gelişmeleri ele almaktadır. Nitekim daha ilerideki dönemlerde (M. 1700’den sonra) bu defa İslam dünyası böyle bir gelişmeyi batıdan almaya başlayacaktır. Yazarların ve Arkeoloji ve Sanat Yayınevi’nin, eserin zevkle okunması temennileriyle…” --|cArka kapak.
546 |aEser Türkçe ve İngilizce makalelerden oluşmaktadır.
651 4|aAvrupa|xTarih|yOrta Çağ.
651 4|aAvrupa|xKültür|yOrta Çağ.
700 1 |aOğuz, Ebru Emine,|d1972-|eortak yazar.
700 1 |aBaşgelen, Nezih,|eyayımlayan.
001 838240
003 TR_AnAIT
005 20260617100952
006 aocbde |||| 000 0d
007 ta
008 260616s2024 tu ocbde |||| 000 0dmul c
020 |a9786053966494
040 |aTTK
041 |atur|aeng
049 |aTürk Tarih Kurumu Kütüphanesi
090 |aA.X/2170
100 1 |aBakır, Abdulhalik,|d1956-
245 10|aOrtaçağ Avrupa tarihi ve kültürüne dair araştırmalar /|cProf. Dr. Abdulhalik Bakır, Dr. Ebru Emine Oğuz ; yayımlayan Nezih Başgelen.
246 2 |aOrta Çağ Avrupa tarihi ve kültürüne dair araştırmalar
260 |aİstanbul :|bArkeoloji ve Sanat,|c©2024.
300 |a320 sayfa :|bresim, portre, harita, şema, tıpkıbasım, tablo ;|c21 cm
504 |aBibliyografya makale sonlarındadır.
505 |tGeç Ortaçağ Avrupası’nın meşhur ve gizemli şehri Paris /|rProf. Dr. Abdulhalik Bakır, Prof. Dr. Pınar Ülgen --|tOrta Çağ Akdeniz’inde bir İslam başkenti : Palermo /|rAbdulhalik Bakır, Seyhun Şahin --|tSlavların kökeni ve Polonya’nın kuruluşunda büyük rol üstlenen I. Mieszko Dönemi /|rAbdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz --|tThe Polish-Lithuanian Union and Jadwiga the Queen /|rProf. Dr. Abdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz --|tPolonya’nın tarihi coğrafyası /|rAbdulhalik Bakır, Ebru Emine Oğuz --|tRoma hukuku perspektifinden XV. yüzyıl Polonya’sında boşanma /|rDr. Ebru Emine Oğuz --|tOrta Çağ Polonya’sında tekstil ve Yahudiler /|rDr. Ebru Emine Oğuz.
520 |a“Roma İmparatorluğu'nun şaşaalı olgunluk döneminden sonra Hıristiyanlığı kabul eden İstanbul merkezli Bizans ve Roma merkezli Hıristiyan Latin devleti şeklinde ikiye bölünmesinden sonra Avrupa’da bir durgunluk ve gerileme dönemi başladı. Bu durgunluk sadece siyasî alanı değil, insan ve toplum hayatının ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerini de kapsamaktaydı. Zira bu dönemde ve onu takip eden yüzyıllarda toplum hayatının bütün alanları, dinsel hayatı temsil eden kilisenin yetki ve salahiyetine bırakılmıştı. Kısacası Avrupa kıtasında eğitim ve öğretim işleri de dâhil bütün toplumsal faaliyetler kilise tahakkümü altında icra ediliyordu. Bütün bu gelişmeler, ister istemez Avrupalıları dünyadan kopmuş bir durumda kapalı bir dönemi yaşamaya maruz bırakmıştı. Bunun bir sonucu olarak da Erken Ortaçağların hemen hemen bütün yüzyılları bu durgunluktan nasibini almış ve bu kıtada yaşayan insanlar bitmez tükenmez dinsel, sosyal, ekonomik ve kültürel sıkıntı ve acılara katlanmak zorunda kalmışlardı. Ancak geç Ortaçağlara gelindiğinde, Avrupa kıtasında, anılan çağda dünyada meydana gelen siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel değişim ve dönüşümlerin neticesinde bir kıpırdanma ve durgunluktan kurtulma çabaları görülmeye başladı. Bu değişimin meydana gelmesinde elbette ki Avrupa’daki iç dinamizmin yanında, Abbasî devletinin altın devrinde gerçekleşen ve bu devletin bir nevi vasalları durumunda olan doğuda Sâmânî, Karahanlı, Gazneli, merkezde Fatımî, Eyyûbî, Selçuklu, Memlûklü ve batıda Kurtuba merkezli Endülüs ve Sicilya adasındaki Müslüman devletlerin rolü büyüktür. Zira Erken Ortaçağ İslam dünyasında başta bilim ve teknoloji alanları olmak üzere bütün alanlarda meydana gelen birikim ve gelişmeler, Müslüman İspanya, Sicilya adası ve Roma merkezli Hıristiyan Papalık tarafından başlatılan Haçlı seferleri yoluyla Avrupa kıtasına intikal etmiştir. Aslında biz bu durumu, doğu ve batı dünyası arasında ta eskiçağlardan beri devam eden bir medeniyet alışverişinin yansıması olarak değerlendirmekteyiz. Yukarıdaki tespitlere dayanarak geç Ortaçağların, Avrupa tarihi ve uygarlığı açısından uzun ve çalkantılı bir dönemin kapanıp yeni bir gelişme veya toparlanma döneminin başlangıcı olarak tanımlayabiliriz. Elbette ki bu toparlanma dönemi kolayca gerçekleşmedi; zira geç Ortaçağlarda doğuda ve batıda önemli sonuçları olan siyasî, sosyal, dinsel, ekonomik ve kültürel birçok gelişme meydana gelmiştir. Bu dönemde Ortaçağ toplumlarını derinden sarsan üç büyük olay meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi on birinci yüzyılın sonlarında başlayan ve İslam dünyasının istikrarını bozan Haçlı Seferleridir. İkincisi on üçüncü yüzyılın ilk yarısında doğudan batıya doğru ilerleyen ve birçok ülke ve bölgede büyük yıkıma sebep olan Moğol saldırılarıdır. Üçüncüsü de on dördüncü yüzyılın ilk yarısında (1334 yılında) baş gösteren ve Avrupa kıtası da dâhil bütün dünyayı kasıp kavuran veba salgınlarıdır. Ancak bütün bu badirelere rağmen Avrupa kıtasındaki devletler ve onları meydana getiren toplumlar, İslam dünyasındaki devletler ve toplumlar gibi bütün alanlarda gelişimlerini sürdürmeye devam etmişlerdir. Bu meyanda hazırlamış olduğumuz “Ortaçağ Avrupa Tarihine ve Kültürüne Dair Araştırmalar” adlı eserde yer alan çalışmalar da aşağı yukarı anılan yüzyıllardaki gelişmeleri ele almaktadır. Nitekim daha ilerideki dönemlerde (M. 1700’den sonra) bu defa İslam dünyası böyle bir gelişmeyi batıdan almaya başlayacaktır. Yazarların ve Arkeoloji ve Sanat Yayınevi’nin, eserin zevkle okunması temennileriyle…” --|cArka kapak.
546 |aEser Türkçe ve İngilizce makalelerden oluşmaktadır.
651 4|aAvrupa|xTarih|yOrta Çağ.
651 4|aAvrupa|xKültür|yOrta Çağ.
700 1 |aOğuz, Ebru Emine,|d1972-|eortak yazar.
700 1 |aBaşgelen, Nezih,|eyayımlayan.
Materyaller
Depodan talep edilen materyal sadece kütüphane içerisinde kullanılmaktadır.
Materyal dışarıya ödünç verilmemektedir.
Materyal dışarıya ödünç verilmemektedir.
